Dungeons & Dragons’ı hiç oynamamış birine anlatmak bazen gereğinden fazla zorlaştırılır. Karakter kağıtları, yirmi yüzlü zarlar, sınıflar, büyüler, Armor Class, Saving Throw… Bunların hepsi D&D’nin parçalarıdır ama hiçbiri tek başına D&D’nin ne olduğunu anlatmaz.

En basit haliyle D&D, bir grup insanın birlikte hayali bir dünyaya girip o dünyada kararlar verdiği masaüstü rol yapma oyunudur.

Bir kişi Dungeon Master, yani DM olur. Dünyayı, içindeki insanları, tehlikeleri ve oyuncuların karşılaştığı durumları yönetir. Diğerleri ise bu dünyanın içinde yaşayan birer karakteri oynar. DM durumu tarif eder, oyuncular ne yapmak istediklerini söyler ve sonucu belirsiz olan anlarda kurallar ile zarlar devreye girer.

Fakat bu açıklama hâlâ bir şeyi kaçırıyor.

D&D’nin ilginç yanı zar atmak değildir.

01

Birkaç Saatliğine Başka Bir Yerde Olmak

Gerçek hayatta kim olduğunuz büyük ölçüde bellidir. Geçmişinizi değiştiremezsiniz. Her soruna kılıç çekemezsiniz. Bir ejderhaya meydan okuyamaz, kayıp bir krallığın varisi olduğunuzu öğrenemez veya tanımadığınız üç kişiyle beraber dünyayı kurtarmaya gidemezsiniz.

D&D ise birkaç saatliğine başka bir hayatın kurallarını kabul etmenize izin verir.

Bu yüzden rol yapma oyunlarıyla escapism, yani gündelik gerçeklikten geçici olarak uzaklaşma arasında doğal bir ilişki vardır. Ancak “kaçış” kelimesi burada biraz yanıltıcı olabilir. Her kaçış aynı değildir. Bir problemi sürekli görmezden gelmek için gerçeklikten uzaklaşmak başka şeydir; bir akşam arkadaşlarınızla başka bir dünyayı hayal etmek başka.

Masaüstü rol yapma oyunlarının ilginç taraflarından biri, oyuncuya yalnızca başka bir dünyaya gitme fırsatı vermemesi, o dünyada başka seçimler yapmasına da izin vermesidir.

Çünkü masaya oturduğunuzda yalnızca başka bir dünyaya kaçmıyorsunuz.

O dünyada başka seçimler yapıyorsunuz.

02

D&D’yi Farklı Kılan Şey Seçimdir

Bir film izlediğinizde kahramanın kapıyı açıp açmayacağına karar veremezsiniz.

Bir roman okuduğunuzda karakterin düşmanını affetmesini engelleyemezsiniz.

D&D’de ise:

“Kapıyı açmıyorum.”

diyebilirsiniz.

DM bütün gece boyunca kapının arkasındaki şeyi hazırlamış olsa bile.

Masaüstü rol yapma oyunlarının en güçlü özelliklerinden biri budur. Hikâyeyi yalnızca tüketmezsiniz; onun oluşmasına katılırsınız.

DM bir durum hazırlar:

“Şehirde insanlar kayboluyor. Bütün izler terk edilmiş bir mabedi gösteriyor.”

Fakat bundan sonrası belli değildir.

Oyuncular mabede gidebilir. Şehir muhafızlarıyla konuşabilir. Kayıpların ailelerini araştırabilir. Mabedi gözetleyebilir. Şehri terk edebilir. Hatta DM’in hiç düşünmediği başka bir şey yapabilir.

Oyunun hikâyesi, hazırlananlarla masada verilen kararların çarpışmasından çıkar.

Bu yüzden iyi bir D&D oyunu, oyuncuların önceden yazılmış bir senaryoyu doğru şekilde tamamladığı oyun değildir. Oyuncuların seçimlerinin gerçekten bir şeyleri değiştirdiğini hissettiği oyundur.

03

Peki Zarlar Ne İşe Yarıyor?

Zarlar hikâyeyi oluşturmaz.

Belirsizliği oluşturur.

Karakteriniz uçurumun karşısına rahatça yürüyebiliyorsa zar atmanın anlamı yoktur. Fakat kırık bir köprüden karşıya atlamaya çalışıyorsanız artık iki olasılık vardır.

Başarabilirsiniz.

Ya da başaramayabilirsiniz.

İşte zar o anda önem kazanır.

Oyuncu ne yapmak istediğine karar verir. Kurallar bunun mümkün olup olmadığını çerçeveler. Zar ise herkesin sonucunu önceden bilemediği bir değişken ekler.

Bu küçük belirsizlik, D&D’nin en önemli özelliklerinden biridir.

Çünkü ne oyuncu ne de DM hikâyenin tam olarak nasıl biteceğini bilir.

Bir savaş planlandığından kolay geçebilir. Önemsiz görünen bir NPC bütün grubun favori karakteri olabilir. Oyuncuların beş dakika içinde geçeceğini düşündüğünüz bir kasaba, on oturum boyunca oyunlarının merkezi haline gelebilir.

Bazen kötü bir zar, yıllarca anlatılan bir anıya dönüşür.

04

Karakteriniz Siz Değilsiniz — Ama Sizden Bir Şeyler Taşıyabilir

D&D oynarken güçlü bir savaşçı, korkak bir büyücü, yaşlanmış bir şövalye veya dünyayı hiç görmemiş genç bir Druid olabilirsiniz.

Bu karakter siz değilsiniz.

Ama tamamen sizden bağımsız olması da gerekmez.

Belki normalde söylemeyeceğiniz bir şeyi onun ağzından söylersiniz. Belki hiçbir zaman karşılaşmayacağınız bir ahlaki ikilemle onun üzerinden karşılaşırsınız. Belki gerçek hayatta risk almazken karakteriniz alır.

Rol yapmanın ilginç taraflarından biri budur: başka biri olmayı denerken, bazen kendiniz hakkında da bir şey öğrenirsiniz.

Fakat bunun için dramatik veya “derin” karakterler oynamanız şart değildir.

Bazen Barbar ile kapıyı tekmelemek de yeterlidir.

05

D&D Nasıl Oynanır?

Aslında oyuna başlamak için yüzlerce sayfa kural bilmeniz gerekmez.

Bir DM, birkaç oyuncu ve oynayacağınız karakterler yeterlidir.

DM size bir durum verir:

“Yağmur altında terk edilmiş bir hana ulaşıyorsunuz. Kapı açık. İçeriden hafif bir ışık geliyor.”

Siz karar verirsiniz:

“İçeri giriyorum.”

DM devam eder:

“Masalardan birinin altında kan izleri görüyorsun.”

Başka bir oyuncu:

“Kanın nereye gittiğine bakıyorum.”

der.

Eğer sonuç açık değilse bir check gelir. Eğer tehlike çıkarsa savaş başlayabilir. Eğer içeride biri varsa konuşabilirsiniz.

Sonra bir karar diğerini doğurur.

D&D budur.

Karakter kağıdı, kurallar, zarlar, minyatürler ve haritalar bu deneyimi destekleyen araçlardır. Oyunun kendisi ise masada gerçekleşen konuşmadır.

06

Zar Atmaktan Daha Fazlası

D&D’nin en iyi geceleri her zaman en büyük boss savaşlarının yaşandığı geceler değildir.

Bazen bir NPC’ye verilen söz olur.

Bazen grubun asla açmaması gereken kapıyı açmasıdır.

Bazen herkesin aynı anda kötü zar atıp bütün planın çökmesidir.

Bazen de gerçek hayatta yan yana oturan birkaç insanın, birkaç saat boyunca var olmayan bir dünyayı gerçekten varmış gibi önemsemesidir.

D&D size gerçek hayattan birkaç saatliğine uzaklaşma fırsatı verebilir.

Ama onu özel yapan yalnızca kaçmak değildir.

Gittiğiniz yerde ne yapacağınıza sizin karar vermenizdir.